ÜNAL HOCAM

Okuma listeni; ilk gün, halıya serdim.

Derse kurallar koyan, çok az hocayı sevdim.

İlk “I” notumu senden istedim.

Zil erken çaldı, kalkıp gitme hocam.

Anlamsız sandıklarıma, anlam katmayı,

Basit şeylerde bile; değer bulmayı,

Matematiğe ve sanata; filme, spora,

Şarkılara ve dansa; bir dokunmayı,

Senden öğrenmiştim, ah Ünal Hocam.

Okumadığım her günde, utanıp sıkılmayı,

Çalışmadan girince, derste korkmayı,

Kızarken bile, hep saygı duymayı,

Bu yaşımda sen öğrettin, ah Ünal Hocam.

Bir hastane katında, yapmıştım ödevini.

Zor günler olsa da, zor değildi bana,

Ne de olsa aşk vardı, yaparken sana,

Ben seni gerçekten, sevmiştim hocam.

Bu dünyaya hiç mi hiç, ait olmadın.

Bambaşka boyuttan; gördün ve yaşadın.

Niye kapandı, şimdi, küçük gözlerin?

Tahta seni bekliyor, yine çık gel hocam.

Boş ve yavan bir dille, yazılan dizelerde,

Paylaşılacak yine, izole bir yerde,

Modern sıradanlık, çökerken içime,

Nietzsche yeniden ağlıyor, seninle hocam.

Hrant’ın öldüğü, o kara günde,

Soğuk bir kış günü, bugün ODTÜ’de,

Yapraklar buz tutmuş, çimler ağlıyor,

Odanda bir kilit, camlar karanlık,

Şimdi yalnız yas var, bomboş bölümde,

Sosyolog olmak, zor işmiş hocam.

Son nefesinde bile, geldin ders verdin,

Üstelik ben bile, o gün gelmedim.

Bir kez daha bak bize, kaldır ellerini,

Uzaklara gömülmek; nedir, bilirim hocam.

Son durak hep aynı, annenin yanı…

Yalnızmışız hepimiz, dünya kuralı…

“Bilim insanı” görecek, vatan toprağı,

Yine de sen gitme, kal bizle hocam.

Ben asla senin gibi, olamayacağım.

Senin gördüklerini, bulamayacağım.

Ne aurayı, ne haleyi, göremeyeceğim.

Ama senden bir şeyler, yaşıyor içimde hocam.

19 Ocak 2011

Go to top